Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet, AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp, TC Berlin Büyükelçiliği Müsteşarı Ali Murat Başçeri(Rektör ve Dekan’ın Marmara Üniversitesinden eski öğrencisi), Avusturya eski Başbakan yardımcısı ve IDM Başkanı Erhard Busek, Avrupa Komisyonu Ankara temsilcisi Büyükelçi Marc Pierrini, Fransa’nın Ankara eski Büyükelçisi François Dopffer, Stiftung Wissenschaft und Politik Türkiye uzmanı Heinz Kramer, Hollanda Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama Dairesinden Wiilem von Hasselt, KKTC Cumhurbaşkanı danışmanı Kutlay Erk, Yeşiller Partisi Alman Eşbaşkanı Cem Özdemir, üç ay önce Yeditepe Üniversitesi Hukuk fakültesini ziyaret eden AP üyesi Alexander Graf Lambsdorf, Birleşik Krallık eski ankara Büyükelçisi David Logan, Avustuya Dışişleri Bakanlığı eski genel Sekreteri Büyükelçi Albert Rohan, ABD German Marshall Fun temsilcisi Ian lesser, Lehigh Üniversitesi öğretim üyesi ve ABD İstihbarat Örgütünden Henri Barkey başta olmak üzere çok sayıda Türkiye uzmanının katıldığı toplantıda Türkiye-AB İlişkileri konusu ele alındı.
Toplantıya katılacağı açıklanan Almanya eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in orada bulunmamasını üzüntüyle karşıladığını belirten Haluk Kabaalioğlu, adıgeçen’in Dışişleri Bakanlığı sırasında “adada çözüm olmadan Kıbrıs’ın asla AB üyesi olamayacağını” belirtirken “over my dead body” ancak cesedimi çiğneyip üye olabilir anlamına gelen açıklamaları olduğunu hatırlatıp, bugün, adadaki iki halk ve Akdenizde barışı korumak amacıyla 1964 den bu yana içinde BM Barış Gücü üslendirilmiş bir AB üyesi olarak Kıbrıs’ı alan uluslararası hukukun çiğnendiğini anlattı. Kopenhag kriterleri ve benzerinden söz eden konuşmacıların Kıbrıs Rum Yönetiminin meşru bir anayasası dahi olmadan, milletlerarası antlaşmalar ihlal edilerek AB ye alındığını, söz konusu AB ülkesinde nüfusun üçtebirinin ambargolar altında izole edildiğini verilen sözlerin tutulmadığını Annan Planı Türkiye’nin ve KKTC nin aleyhine olmasına karşın Türk tarafınca kabul edilirken Rumlar tarafından reddedildiğini ve hala Türk tarafının suçlanmasının anlaşılamadığını belirtti. Türkiye’nin üyeliği konusunda ileri sürülen mülahazalara karşı 1963 imzalanan bir Katılım Öncesi Ortaklık anlaşasının son aşamasında Türkiye’nin gümrük birliğini başarıyla gerçekleştirdiğini, AB ülkeleri firmaları dolaylı veya dolaysız olarak sosyal fon, bölgesel fon, yapısal fon ve genel olarak cohesion fonlarından istifade ederken Türk firmalarının hiçbir destek alamadan başarıyla rekabet ettiğini, ancak mali açıdan bu haksız rekabet unsuru “dengesizlik” dışında Türk işadamı ve sanayicilere uygulanan vizenin de bir başka haksız rekabet unsuru olduğunu anlatan Hukuk fakültesi Dekanı ve İKV Başkanı, AB nin yürüttüğü serbest ticaret anlaşması müzakerelerine Türkiye’nin de katılması gerektiğini ayrıntıları ile anlattı. ERASMUS öğrencilerine dahi çektirilen vize işkencesinin AB ülkeleri açısından utanç verici olduğunu belirten Kabaalioğlu, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararlarına göre Türk vatandaşlarına yenı kısıtlama getirilemeyeceğine ilişkin kurallara uyulması gerektiğini vurguladı.